Şimşek ve Yıldırım Hakkında Şaşırtıcı Gerçekler: Güneşten Sıcak, Saniyeden Kısa
Yıldırım kanalı otuz bin dereceyi aşıyor, aynı yere defalarca düşüyor ve havadan toprağa azot taşıyor. Şimşeğin nasıl oluştuğunu, gök gürültüsünün mesafesini ve fırtınada alınacak önlemleri anlattık.
Lale Kırbaş 5 dk okuma
Yaz akşamlarında gökyüzünü bir anda aydınlatan şimşek, insanların en eski korkularından ve en eski merak konularından biri. Görüntü tanıdık olsa da arkasındaki fizik hiç de sıradan değil: birkaç kilometre uzunluğunda bir kanal, saniyenin binde biri içinde güneşin yüzeyinden kat kat sıcak hâle geliyor, hava patlarcasına genişliyor ve kilometrelerce öteden duyulan gök gürültüsü doğuyor. Üstelik bu olayın nasıl başladığı, bilimin hâlâ tüm ayrıntılarıyla çözemediği konular arasında.
Bulut nasıl elektrik yüklü hâle gelir?
Fırtına bulutlarının içinde güçlü yukarı akımlar vardır. Bu akımlar su damlacıklarını, buz kristallerini ve dolu tanelerini yukarı taşırken birbirine sürter. Çarpışan taneler arasında yük aktarımı olur; hafif buz kristalleri genellikle pozitif yükle yukarı sürüklenirken, daha ağır taneler negatif yükü alarak bulutun alt bölümünde birikir.
Sonuçta bulutun tepesi pozitif, tabanı negatif yüklü bir dev kapasitör hâline gelir. Yerdeki yüzey ise bu negatif tabanın etkisiyle pozitif yüklenir. Hava yalıtkan olduğu için yükler bir süre birbirine ulaşamaz; ama fark yeterince büyüdüğünde havanın direnci kırılır.
Yıldırımın basamak basamak yolu
Yıldırım tek bir hamlede oluşmaz. Önce buluttan aşağı doğru, gözle güç seçilen, çok sönük bir öncü kanal ilerler. Bu kanal düz bir çizgi çizmez; havanın iletkenliğinin daha uygun olduğu yerleri arayarak elli metrelik basamaklarla, dallanarak ilerler. Şimşeğin çatallı görünmesinin nedeni budur.
Öncü kanal yere yaklaştığında, yerdeki yüksek noktalardan yukarı doğru kısa karşı kollar yükselir. İki kanal buluştuğu anda devre tamamlanır ve asıl boşalma, aşağıdan yukarı doğru göz kamaştırıcı bir parlaklıkla geri döner. Gördüğümüz parlak çizgi, aslında yukarı doğru koşan bu geri dönüş darbesidir.
Güneşten sıcak, saniyenin binde biri kadar kısa
Boşalma sırasında kanal içindeki hava sıcaklığı otuz bin dereceyi aşabilir. Bu, güneşin görünen yüzeyinden kat kat yüksek bir değerdir. Ancak süre o kadar kısa ve kanal o kadar incedir ki, çevredeki hava toplamda sınırlı miktarda ısı alır.
Bu ani ısınma havanın patlayıcı biçimde genişlemesine yol açar. Genişleyen hava bir şok dalgası üretir; bu dalga uzaklaştıkça yavaşlayıp ses dalgasına dönüşür. Gök gürültüsü dediğimiz şey, kilometrelerce uzunluktaki kanalın farklı noktalarından gelen seslerin bize farklı zamanlarda ulaşmasıdır. Yakın bir yıldırım keskin bir çatırtı, uzak bir yıldırım ise uzayan bir gümbürtü olarak duyulur.
Mesafeyi saymak gerçekten işe yarar mı?
Işık neredeyse anında ulaşır, ses ise saniyede yaklaşık üç yüz otuz metre yol alır. Şimşeği gördükten sonra gök gürültüsünü duyana kadar geçen saniyeyi üçe bölerseniz, kabaca kilometre cinsinden mesafeyi bulursunuz. Üç saniye yaklaşık bir kilometre demektir.
Bu hesap pratik bir güvenlik ölçütü de sunar. Aradaki süre otuz saniyenin altına indiyse fırtına tehlikeli mesafededir ve kapalı bir alana geçmek gerekir. Son gürültüden sonra en az yarım saat beklemek, dağılmakta olan fırtınanın son boşalmalarına karşı korunmanın basit yoludur.
Aynı yere iki kez düşer mi?
"Yıldırım aynı yere iki kez düşmez" sözü tamamen yanlıştır. Aksine, yüksek ve iletken noktalar tekrar tekrar hedef olur. Yüksek kuleler yılda onlarca kez yıldırım alabilir. Hatta tek bir olay içinde aynı kanal boyunca birkaç ardışık darbe geçebilir; şimşeğin bazen titrek görünmesinin nedeni de budur.
Yıldırımın hedefini belirleyen şey yükseklik, şekil ve iletkenliktir. Sivri uçlar çevrelerindeki elektrik alanını yoğunlaştırır ve yukarı doğru karşı kanal üretme olasılığını artırır. Paratonerler tam olarak bu ilkeyi kullanır: yıldırımı çekmekten çok, geldiğinde ona güvenli ve kontrollü bir yol sunarlar.
Bir anlık kararın gücü
Yıldırımın en çarpıcı yanı, uzun süre biriken bir gerilimin saniyenin çok küçük bir kesitinde boşalmasıdır. Aylarca fark etmeden biriktirdiğimiz eğilimlerin bir anda ortaya çıkması, insan davranışında da tanıdık bir örüntüdür; ani verdiğimizi sandığımız kararlar çoğu zaman uzun süredir biriken tercihlerin sonucudur. Kendi karar tarzını merak edenler on soruluk tüketici profili testiyle bunu eğlenceli biçimde ölçebilir.
Doğada da benzer bir mantık işler: gökyüzünde günlerce süren bir enerji birikimi, tek bir anda görünür hâle gelir. Görülen şey ani gibidir, ama süreç hiç de ani değildir.
Havada azot fabrikası
Yıldırımın gözden kaçan bir faydası vardır. Kanaldaki yüksek sıcaklık, atmosferdeki kararlı azot moleküllerini parçalayacak kadar güçlüdür. Parçalanan azot oksijenle birleşerek azot oksitleri oluşturur; bunlar yağmurla toprağa iner ve bitkilerin kullanabileceği azotlu bileşiklere dönüşür.
Fırtınalı yağmurun ardından bitkilerin daha canlı görünmesinin bir nedeni budur. Tarımda kullanılan azotun büyük kısmı bugün sanayi yoluyla üretilse de, yıldırımlar milyarlarca yıldır atmosferden toprağa azot taşıyan doğal bir mekanizma olarak çalışmaktadır.
Volkan, kum fırtınası ve orman yangınlarında şimşek
Şimşek yalnızca fırtına bulutlarına özgü değildir. Volkan patlamalarında yükselen kül sütunu içinde çarpışan parçacıklar da yük ayrışması yaratır ve kül bulutunun içinde şimşekler çakar. Aynı olay büyük kum fırtınalarında ve yoğun duman üreten orman yangınlarının üzerinde oluşan bulutlarda da gözlenir.
Bu durum, olayın özünde bir "hava olayı" değil, bir yük ayrışması olayı olduğunu gösterir. Yeterince parçacık, yeterince çarpışma ve yeterli yükseklik olduğunda elektrik boşalması kaçınılmaz hâle gelir.
Yıldırım düşerken ne yapmalı?
En güvenli yer sağlam bir binanın içi ya da metal gövdeli bir aracın kabinidir. Otomobil, içindekileri gövdesinden geçen akımı dışarı ileterek korur; lastikler değil, metal kabuk koruyucudur. Açık alanda tek başına duran ağacın altına sığınmak en tehlikeli tercihlerden biridir.
Açıkta kalındığında yapılacaklar bellidir: yüksek noktalardan, direklerden, tel çitlerden ve suyun kıyısından uzaklaşmak, çukur ama su birikmeyen bir alanda ayakları bitişik biçimde çömelmek. Yere yatmak doğru değildir, çünkü yıldırımın yere yayılan akımıyla temas alanı artar. İçeride ise duş almak, musluk kullanmak ve prize takılı kabloya bağlı cihazlarla temas etmek fırtına boyunca ertelenmelidir.
Gökyüzündeki en tanıdık gizem
Şimşek, herkesin gördüğü ama ayrıntıları hâlâ tam çözülememiş bir olaydır. Bulut içindeki elektrik alanının, boşalmayı başlatmak için gerekli olduğu düşünülen değerlerin altında kaldığı ölçümler, sürecin tetikleyicisi konusunda tartışmayı sürdürüyor. Bir sonraki fırtınada gökyüzü aydınlandığında, saniyeden kısa süren o parlamada milyonlarca voltluk bir hesaplaşmanın ve hâlâ süren bir bilimsel merakın olduğunu hatırlamak, manzarayı bir kat daha ilginç kılıyor.